Anasayfa arrow Makaleler arrow Makaleler arrow Köy Enstitülerinin Kapatılması

Köy Enstitülerinin Kapatılması E-posta Yazdır
Yazar İnci Aral  
Perşembe, 03 Mayıs 2012

Köy Enstitülerinin Kapatılması

II. Dünya Savaşı sonrası, çok partili döneme geçişle birlikte siyasi yaşamda yapısal değişiklikler oldu. Yabancı sermaye ile işbirliği, ABD ile ikili anlaşmalar yapıldı. Bu sırada Köy Enstitülerinden yetişen öğretmenler, toprak ağalarını, tarikat şeyhlerini ve tutucu esnafı tedirgin ediyordu. Dönemin iktidar partisinin popülist yaklaşımlarından cesaret alarak seslerini yükseltmeye ve oy pazarlığına başladılar. Atatürk devrimlerine ve aydınlanmaya karşı olanların karalama ve iftiralarıyla Köy Enstitülerinin adı “ahlaksızlık ve komünist yuvası”na çıkarıldı. 1946 seçimlerinde Hasan Âli Yücel kadro dışı bırakıldı, Tonguç ve ekibi görevden alındı. 1947 sonrası da enstitülerin eğitim anlayışında önemli değişiklikler yapılarak amacından saptırıldı.

Köylerde çalışan enstitülü öğretmenlerin kurumları ile ilişkisi kesildi. Okullara hammadde ve araç gereç verilmesi savsaklandı. Uygulamalı eğitim yapılamaz oldu. Bağımsız okuma saatleri kaldırıldı ve birçok kitap yasaklanarak toplatıldı. Kapatılma süreci, Demokrat Parti’nin işbaşına gelmesiyle hızlandı. Karma eğitime son verildi, ABD’li uzmanlar çağrılarak yıkıma zemin oluşturacak raporlar hazırlatıldı. 1954’te Köy Enstitüleri ile öğretmen okulları birleştirildi, bu kurumların varlığına son verilmiş oldu. Proje on beş - on yedi bin kadar mezun verdikten sonra amacına ulaşamadan boğazlandı. Tarih bu suçun başını çeken isimleri yazıyor.

Dönemin CHP milletvekili, aynı zamanda toprak ağası olan Kinyas Kartal, Köy Enstitüleri neden kapatıldı sorusuna yıllar sonra şu yanıtı vermişti: “Köy Enstitüleri bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ama köylere öğretmenler gidince, benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. DP ile pazarlığa girdik, kapattık.”

***

Çok kısa ömürlü olmalarına karşın özgür düşünceli, araştırmacı, sorgulayıcı, Atatürk devrimleri ve Laik Cumhuriyete inanan yurttaşlar yetiştiren, mezunları arasından yazarlar, sanatçılar, düşünürler çıkan Köy Enstitüleri Anadolu’nun meşaleleri olmuştu. Kapanmaları bu ülkenin aydınlanma kaynaklarını kuruttu. Boşalan köylere, cemaatlere teslim edilen varoşlara yol açtı. Laik anlayış ve “Öğretim Birliği” Yasası delik deşik oldu, halk çocukları imam hatiplere mahkûm edildi. Eğer kapatılan Köy Enstitüleri yerine imam hatip okulları açılmasaydı demokratik toplum, kültürel altyapımız, siyasal bilincimiz daha gelişmiş ve sağlıklı olacaktı.

Köy Enstitüleri yaşasaydı ve tüm ülkeye yaygınlaştırılsaydı toprak reformu ve sosyal adalet gerçekleştirilecek, köylümüz yabancı ülkelere gitmek yerine köyünde bilinçli, üretken, mutlu olacaktı. Okulsuz, öğretmensiz çocuk, işlenmemiş tarla, aç, işşiz insan, terör ve töre cinayetleri olmayacaktı.

Köy Enstitülerinin kapatılmaları bu ülkeye en büyük, en ağır darbeyi vurdu. Bugünkü kültürel çöküntü ve gericilikte vardığımız zirvenin nedeni, karanlık niyet ve çıkarlarını ülkenin geleceğine yeğleyen siyaset ve din bezirgânlarıdır. Bunlar, enstitüleri yıkan zihniyetin aynısı, devamı ve durmadan daha sefil, yetersiz ve temelsiz hale getirilen eğitimin sorumlularıdır.

1 Mayıs 2012 - Cumhuriyet Gazetesi

İnci  ARAL          

Son Güncelleme ( Perşembe, 03 Mayıs 2012 )